Bugün Karacabey’deydim. TİGEM Karacabey İşletmesi’nin kapısından girdiğim andan itibaren, aslında yüzlerce yıllık bir hikâyenin içine adım attığımı hissettim.
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), 1984 yılında bugünkü çatısı altında kurulmuş olsa da kökleri çok daha eskiye, Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Ordunun ve sarayın ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan haralardan, Cumhuriyet döneminin Zirai Kombinaları ve Devlet Ziraat İşletmelerine, oradan 1950’de Devlet Üretme Çiftlikleri’ne, nihayet 1984’te bugünkü TİGEM’e uzanan bu köklü serüvenin merkezinde ise Karacabey var.
Çünkü Karacabey İşletmesi’nin hikâyesi bu zincirin en eski halkalarından biri. 1300’lü yıllarda Mihaliç Çiftlikât-ı Hümâyûnu olarak kurulan işletme, 1926’da Ziraat Vekaleti bünyesinde Karacabey Harası adını almış, 1984’ten itibaren de TİGEM çatısı altında faaliyetine devam etmiş. Yani bugün girdiğim kapı, aşağı yukarı 700 yıllık bir tarımsal mirasın kapısıydı.
Bugün TİGEM, ülke genelinde 17 işletmesiyle hayvancılıktan bitkisel üretime, tohumculuktan fidancılığa kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor. Ama bu geniş ağın içinde Karacabey’in ayrı bir yeri var: hem yaşı, hem de kurumsal hafızası itibarıyla TİGEM’in adeta çekirdeğini oluşturuyor. Diğer işletmeler zaman içinde farklı dönemlerde kurulup bu çatının altına girerken, Karacabey zaten yüzyıllar önce bu topraklarda kök salmış.
Gördüğüm manzara ise bu mirasın modern yüzü: Türk Tahirova, Karacabey Merinosu ve Kıvırcık ırklarında sürdürülen koyunculuk çalışmaları, damızlık büyükbaş varlığı, safkan Arap atları, Kangal ve Akbaş köpek ırkları… TİGEM’in tüm işletmeleri genelinde bugün 29 bin baş büyükbaş, 327 bin baş küçükbaş hayvan ve 1541 safkan Arap tayı bulunuyor; Asya Ceylanı, Tiftik Keçisi ve Halep ırkı keçiler gibi genetik değeri yüksek türler ise TİGEM bünyesindeki diğer işletmelerde korunup çoğaltılıyor. Kısacası, yüzyıllar önce başlayan bir üretim geleneğinin bugün hâlâ canlı tutulduğu bir işletme Karacabey.
Gezginç döneminde TİGEM
Genel Müdür Dr. Hasan Gezginç 2022’de göreve başladı. Onun döneminde kurum, özellikle tohumculuk ve sulu tarım altyapısında somut adımlar attı: Ceylanpınar İşletmesi’nde devreye alınan 25 ton/saat kapasiteli tesisle birlikte TİGEM’in sertifikalı tohum hazırlama kapasitesi 350 ton/saate çıkarıldı. 2002’de 210 bin dekar olan sulu tarım arazisi, 2023’e gelindiğinde yaklaşık 290 milyon TL’lik yatırımla 995 bin dekara, yani dört buçuk kattan fazla bir artışla genişledi. Çiftçinin sertifikalı tohuma erişimini kolaylaştırmak için 2003-2023 arasında ülke genelinde 303 TİGEM bayisi kuruldu ve bir Bayi Otomasyon Sistemi hayata geçirildi. Tohum çeşit portföyünün büyük bölümü, çiftçinin dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla yerli ve milli çeşitlerden oluşacak şekilde yapılandırıldı.
Gezginç yönetiminde dikkat çeken bir başka konu da arazi ıslahı oldu: Manisa’nın Gölmarmara ilçesinde, 2021 itibarıyla suyu tamamen çekilmiş 50 bin dekarlık bir alanda, hem araziyi yeniden üretime kazandırmak hem de bölgedeki sosyal işgalin önüne geçmek amacıyla yeni bir proje başlatıldı. Bunun yanı sıra TİGEM’in laboratuvarlarında spermada cinsiyet belirleme çalışmaları da sürdürülüyor. Yani, damızlık üretiminde daha planlı ve verimli bir yaklaşımı hedefliyor.
Ve tam da bu Karacabey İşletmesi, TİGEM’in kamuoyuyla buluştuğu önemli anlardan birine ev sahipliği yaptı: Tarım ve Orman Bakanlığı ile Güvenilir Ürün Platformu’nun öncülüğünde başlatılan “Tarım Varsa Hayat Var” projesi kapsamındaki basın toplantılarından biri, yine TİGEM Karacabey İşletmesi’nde gerçekleştirilmişti. Genel Müdür Gezginç, o gün yaptığı konuşmada TİGEM’in Türk devlet geleneğinin inşa ettiği bin yıllık bir misyonun temsilcisi olduğunu vurgulamış; kurumun sahip olduğu at yetiştiriciliği geleneğini de Osmanlı’nın atlı seferlerine kadar uzanan bir mirasın devamı olarak nitelendirmişti.
Karacabey’de bir gün
İşletmenin içinde dolaşırken insanın aklına bir soru takılıyor: bu topraklar 700 yıldır nasıl hâlâ üretiyor? Sanırım cevap tam da bu sürekliliğin kendisinde saklı. Nesillerdir aynı arazide sürdürülen hayvancılık, aynı ırkların ıslahı üzerine yapılan çalışmalar, kurumun değişen isimlerine ve yönetimlerine rağmen bir üretim disiplininin hiç kesintiye uğramadan devam etmesi… Bir mühendis olarak beni en çok etkileyen de bu oldu: Karacabey’de gördüğüm şey sadece bir tarım işletmesi değil, kuşaklar boyunca biriktirilmiş bir bilgi ve pratik hazinesiydi.
Güvenilir Ürün Platformu’na teşekkür
Tam da bu noktada bir teşekkürü borç biliyorum. Güvenilir Ürün Platformu’nun öncülük ettiği bu buluşmalar sayesinde tarım sektörünün farklı paydaşları, kamu kurumları, üreticiler, sektör temsilcileri, akademisyenler, aynı masada, aynı toprakta bir araya gelebiliyor. Bu tür platformlar olmasaydı, TİGEM Karacabey İşletmesi’nin kapılarından geçip bu birikimi yerinde görmek muhtemelen bu kadar kolay olmazdı. Bizi bugün burada, Karacabey’in yüzyıllık topraklarında bir araya getiren bu vesile için Güvenilir Ürün Platformu’na teşekkür ediyorum.
Karacabey’den ayrılırken aklımda kalan tek şey şuydu: bazı kurumlar sadece üretim yapmıyor, aynı zamanda bir hafızayı taşıyor. TİGEM Karacabey İşletmesi de bunlardan biri. Hem de en önemlilerinden.
Yayımlayan